"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hiçlikte Yolculuk

İlk sebep önemlidir. Çünkü o sebep örüntüyü başlatır ve sonrasında tüm dizilimin çözümünü içeren noktayı barındırır. Aynı zamanda unutulur ve yaşanmışlıkların altında kalarak kendini pasif gösterir. Fakat derinlerde en aktif çalışan ve tüm ruhsal durumumuzun rengini belirlemeye devam edendir. İlişkilerimiz, konuşmalarımız, hırslarımız, korkularımız, kıskançlıklarımız, seçimlerimiz ve duygularımız ilk sebebin eseri gibidir. Hayat yolunun henüz başlarındayken hayatımızın her parçası için ayrı ayrı oluşan ilk sebepler daha sonrasında komplike bir yapı oluşturarak karışık bir görünüm kazanırlar lakin çözülmeleri mümkündür. Bunun mümkün olabilmesi için kişi önce kendinden kaçabilmeyi öğrenmesi ve kendisine uzak bir noktadan bakabilmesi gerekir. Böylece ilk sebepler kişinin kendisine doğru çıkacağı yolculuktaki farkındalıklarını oluşturacaktır. Bu aynı zamanda kişinin kendisi için bir arınma işlemidir.

Konuşmak etkili bir terapidir sadece güven duygusunun eksik olmaması gerekir. Manevi ihtiyaçlarımız olan duyguların pek çoğunu paylaşarak yaşarız. Karşılıklı güveni tam olan bir konuşma aynı zamanda mükemmel bir paylaşım deneyimidir ve içinde her tür duyguyu barındırabilir. Günümüzde insanları suskunluğa iten pek çok nedenin bir arada olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Örneğin Sosyal ağlar insanları iletişim kuruyorum hissini yaratarak yanıltır. Kişi paylaşımların tatmin duygusu ile yetinmek zorundadır. Ayrıca hiç bir duygu yada ortak bir paylaşımda sağlayamazlar. Çıkarlarımızda konuşmalara yoğun bir oto sansür uygulayarak güven hissini köreltir ve duygusal paylaşımı imkansız hale getirir. Tüm bu baskı unsurları gönül rahatlığı ile konuşmayı kişinin aile ortamında bile yapılamaz hale getirir ve sonunda ruhsal dengemiz bozulmaya başlar. Düzenli ve güvenli konuşma ve sohbetler kişiyi her türlü kötü duygulardan koruyabilen bir enerji yaratır. Bunu her gün görüştüğüm simya eğitimi alan öğrencilerimde de görüyorum.

Dinleyebilmek

Konuşabilmemiz karşımızdaki dinleyiciye bağlıdır. Her ne kadar herkes konuşmaya daha hevesli olsa da başarılması gereken şey önce dinleyebilmektir. Dinleyebilen sayısının azalması ise günümüzdeki iletişimsizliğin en temel sebebidir. Her hangi bir öğretide bile dinleyebilen sabrı ve anlama kapasitesi kişinin kendisini geliştirebilmiş olmasıyla da yakından ilgilidir. Dinlemek zor bir eylemdir. Çünkü dinleyen karşısındakinin anlatımına cevap vermeye ve anlamaya çalışır. Gerçekten dinlemiyorsa karşısındaki kişinin zihninde negatif kodlanır. Aynı zamanda iyi bir dinleme en iyi konuşma yöntemidir. Karşımızdaki insan anlaşıldığını hissediyorsa zihninde bizi çok iyi konuşan biri diye kodlayacaktır. Yaşamınız içerisinde çevrenizi, havayı, doğayı dinlemeye çalışın bu karşılaşabileceğiniz en iyi öğretidir. Çünkü dinlemek hislerinizi çalıştırır ve onları kuvvetlendirir. Kendinizi dinleyin çoğu zaman problemlerin çözümünü size fısıldıyordur ama siz kendi sesinizi duymuyorsunuzdur.

Değişim

Değişim cesaret ister, hele de bu kendi iç dünyanız ve yaşamınız içinse işiniz daha zordur. Değişime hazır olmayı beklemek ise kendini kandırmaktan öte bir şey değildir. Çünkü ne hayatınızın kurgusu nede zihniniz aslında buna her zaman direnç göstermeye çalışır dolayısı ile beklenen hazırım hissi de hiçbir zaman gelmeyebilir. Kendinizi tavşan deliğinden geçmeye cesaretle ikna edebilirsiniz. Keşfedeceğiniz her şey güzel olacak diye de bir kural yok. Değişimin zor olmasının nedenlerinden biride yolun başında hiçbir şeyin sevimli olmayışıdır. Fakat ruhunuz keşfetmenin hazzını alıp kendi özgürlüğünü hissettikçe ve özünü arındırmaya başladıkça işin rengi de değişmeye başlar. Artık değişim güçtür ve değişmeyen hiçbir şeyin olmadığının kanıtıdır. Böylece dönüşmenin doğal avantajları da insanın emrine sunulur.

Kişilik

Kişiliğin oluşması tam manasıyla bir sanattır. Çünkü hayat onu gerçek olaylar ile kazıyarak meydana getirmiştir. İçerisinde pek çok yanlış olacaktır ve bu yanlışlar kişiliğin kendine özgü hayat yolunu belirleyecektir. Bu sanat eserinden yanlışları silmeye çalışırsanız onun özgünlüğünü bozmuş olursunuz. Bu yüzden kişiliğe yön verebilmek kişiliği düzeltme anlamına gelmez. Kişinin hayat yolundaki şartları zihinsel yapısı ve ruhsal sağlığı geliştirilir. Kendine özgü tüm orijinal parçaları korunmaya çalışılmalıdır. Her insanın yapısında gizlenmiş farklı özellikler mutlaka mevcuttur. Bu özellikler sadece keşfedileceği günü beklemektedir. Onları ortaya çıkarmak ve gerçekten kendi kurgumuzu görmeye başlamak için zorlanmalı emek vermeli ve vazgeçmemeliyiz. Zihnimizin illüzyonunu aşabilirsek ne göreceğimizi kim bilebilir ki…

Mücadelemiz

Neyin üstesinden gelmeye çalıştığınızın farkına varmak ya da onu belirlemek size kendi hayatınızın yönü konusunda kılavuzluk yapacaktır. Sorunlarınız hayatın içinde hep farklı noktalardan gelerek sizi bölmeye çalışır. Fakat ne kadar farklı nokta olursa olsun aslında tek bir hayat planı üzerinden devam edersiniz. Bu yüzden amaç ve kazanım olarak hedefleriniz belirgin olmalı ve her bir cepheyi de o noktaya taşımalısınız. Sizi aşağı çeken durumların içinde kendinizi yukarıya çekmeye alışmanız son derece önemli. Çünkü günümüz insan profili oluşturulurken en çok onu düşürecek şeyler konusunda planlar yapıldı. Hayatının en güzel dönemini yaşayan genç bir birey için sosyal fobiler, fenomenlik hayalleri kendi gelişimine dair pek çok şeyin önemsenmemesine yol açıyor. Bizim elimize de oyalanacak gündemler sunularak konuların belirginleşmesi önleniyor. Bu yüzden kendinize dair bilgi birikiminizin her zaman artması gerekir. Problemlerin ne olduğun dan çok nasıl ortaya çıktığı ve zamanlamasının sırrı bizlere gerçeği verebilir. Hayatının gerçeği ise herkes için farklıdır ve bu fark olay örgüsünü yaratır…

Bütünlüğü anlamak

Köprüleri ve durakları vardır hayat yolumuzun. Genelde yalnız geçmemiz gereken dizilimleri vardır fakat bu sefer hayat bütünlük istiyor. Bütünlük anahtardır diyor ve bu olmadan bu köprüyü geçmezsiniz diyor. Bilinçsizliği artık affetmeyeceğini söylüyor. Boşuna teori ve senaryolar peşinde koşma diyor ve ayrı ayrı yerlerde bütünleşebileceğini keşfetmeni istiyor. Pek çok alanın içinden geçmenin ve düşünmeden tüketmenin faturasını ya öğren ya terk et mantığının altına yerleştiriyor. Aynı zamanda bu bir kısıtlanma gibi görünse de kendi alanınızda üretme fırsatını da size getirebilirim diyor. Köprünün üzerinden doğacak ferah bir günün ışığına kadar bu denklemi çözmek verilen bir görev aslında. Evrenin ve doğanın içinde gelişen durumların merkezine sürekli kendinizi koymayın. Bu yapı içinde bir karınca ile aynı değere sahipsiniz. Hayata karşı bu değeri öğrenene kadar derslerin zorluk derecesi azalmayacaktır…..

Karanlık yarınların izinde önümüzde kırıntılar. Bir nefes olmuş her şey herkes bildiği şarkıyı söylemeye devam ediyor. Kalem ağır kalıyor yaşanılanların peşinde yada yaşanılanlar doğru kalemi bulamıyor. Kuzeye gitsek eriyor ortada kalsak kimse bakmıyor. Dünya böyle yalnızlaşıyor. Dinliyoruz ama zaman peşimizi bırakmıyor bir toz yumağının içinde görünmez oluyor ağaçlar. Kırıntılar anıların içinde kaybolurken yarınlar yaşamak istediklerimize yetmiyor. Sadeliğin sessiz asilliği kavramların karmaşasında erirken renklerin güzelliği tüketimin ayrıntısında uzaklaşıyor. Çarklar dönerken yüzler tanıklık ettiği her şeyi inkar ediyor. Bitmiyor aklın kavgası ne hastalık tanıyor nede kendisini yok edecek olan işlerden vazgeçiyor…

Zamanın Kumları

Bir sahilden geçerken ayakların altından kayan kumlara benzer saatler. Onca ses kulaklarda yankılanırken içindeki sessizlik içini yakar insanın. Denizin kokusunda canlanır hayaller her şey önüne gelir, sevinç ve keder birbirine karışır. Bağlarını göremediği için rahat yürür insan ve bu yüzden hisseder rüzgârın özgürlüğünü. Kumların izleri zamanı taşırken deniz onları siler, mavi geceye ve serseri ruhuna gelecekten göz kırpar martı seslerinin arasından. Kimse gidemez kimsenin hayatından bir varmış bir yokmuş olur sadece. Kendi gidişini göremiyorsa insan geçirdiği hayatı izlemekten de yoksundur….

Yeni Sayfalar

Hayat denilen senaryonun titiz kaleminin altında binlerce yeni sayfa oluşuyor. İnsanları evlere kapatan kurgunun ölüm kalım savaşı bir yandan devam ederken evlerin içerisinde yaşananların da farklı yönleri ortaya çıkmaya başladı. Zalimlik içeren davranışlar, anlaşmazlıklar, konuşulmayı bekleyen sorunlar ve şiddet gibi pek çok şey şimdi ve yarın daha belirgin bir şekilde karşımıza çıkabilir. Hayatın karmaşasında kaybolup giden pek çok şeyde daha fazla göze batacak. Özel sektörün insanlık anlayışı ile ünlülerin evden neyi reklam yapabilirim arayışı hepimize farklı dersler verecek. Hayat senaryosu akıştaki vurdumduymazlığın önüne bir set çekerek olayların kontrastını arttırıyor aslında ve rahatsız edici boyutta insanların gözüne sokmaya hazırlanıyor. Binlerce sayfa var demiştim sizin de o sayfalara nasıl olasılıklar ekleyeceğinizi hayat mutlaka merak ediyor ve seçimlerinizin sonucunda etkilenecek olan olasılıkları kalemine alıyor ve iyilik kavramı kendini yeniden tanımlıyor…

bilinç, algı, dönüşüm ve psikoloji

Işığı göremeyen değil hayatın barındırdığıanlamları görmeyenler kördür şu hayatta ve tamamen akışa kaptırmışsa kendini engelli bir hayat yaşıyordur farkında olmadan. Çünkü bilincinde olmadığı bir bilincin işlediğini anlayamamak tüm duyularından da yoksun olmaktır. Değerlerin ucuzlatılıp hırsların ön plana çıkarılması herkesin birbirine karşı yaptığı en büyük hatadır. Bu yüzden herkes birbirini köşeye sıkıştırmaya çalışır ve bu zincirin hiç bozulmayacağını bilinlerde vardır. Şekillendirmeye çalıştığımız hayatlar ile yaşadığımız hayatların bukadar farklı yönde olmasının nedenide yine bunlara bağlıdır. Anlamı kavranamayan hayat ve hırs serbestçe dolaştığı sürece insanın daha pek çok karanlık kurguları yartacağı aşikardır.

Sabır

Sabır insanın ayarlaması gereken ve hassas bir dengeye sahip olan yapısıdır. Herkeste farklı miktarda ve farklı çeşitlerde bulunur. Sabırlı olmanın pozitif gücü nerde ve neye sabredeceğimizi doğru saptamakla elde edilebilir. Bunu saptamak için de hayatı çok iyi gözlemleyebilmemiz gerekir. Sabırsızlık durumunda hayatımızın kontrolü kaotik olay gelişiminin gidişatına kalır. Sabır kurgusal sürecimizi çözmemizi sağlayan en önemli anahtarlardan biridir aynı zamanda. Lakin fazla sabırda kontrolü yine gidişata bırakacaktır. Çünkü en yakınınızdaki insan bile siz sabrettikçe bu alanı sonuna kadar kullanmaya çalışır. Bu konuda dur demek için en çok zorlandıklarımız ise en değer verdiğimiz insanlardır. En değer verdiğimiz insanın bize bunu yapması ayrı bir kaotik sürecin etkisindedir. Tüm bunlar hayat hikayemizin sınama noktalarıdır. Bazen izin vermek bezende dur demek gerekir. İşte bu iki unsurun zamanlamasını yapabilen de yolunu bulmuş olur. Öz ile kurgu arasındaki mücadelede uyum bozulmuyor ve hayat muntazam şekilde devam ediyorsa bunun tek nedeni birbirlerine olan doğru sabrı gösterebilmelerindendir.

Kusursuz olmak

Kusursuz olmaya çalışmak insana hiç bir şey kazandırmaz sadece duvarlarını yükseltir. Fakat insanın duvardan çok köprülere ihtiyacı vardır çünkü yalnızlığı kuramadığı köprülerin azlığından kaynaklanır. Bununla birlikte yaşamımız kendi derslerini kusurlarımızın içine gizler ve o derslerden mahrum kalanlar büyüyemezler.

Unutmamak gerekir ki eksikliklerimizi bize hayat vermiştir onlar bizi ya iyinin yolundan yürütür ya da çok yönlü olan kötülüğe götürür. İşte ruhsal güzelliği görebilmek de bu sınavda verilen emekle gerçekleşir. Bu yüzden tamamlama yerine tam olanın hazzını yaşamaya çalışmak çok yönlü bir tuzaktan başka bir şey değildir. Size nedensiz gelen ve beğenmediğiniz zorlukların altında müthiş bir hazine yatmaktadır. Asıl kötü olan da bu hazineyi bulanların sayısının her geçen gün azalmasıdır.

Duygularınızın Rehberliği

Kapalı kapılar ardında kalan duyguların kendilerine ait pek çok alanı vardır. Görünürde yaşanmayan hayatların sebeplerini oluştururlar. Tutumları genelde kroniktir ve yerleşimcidirler. Bir masanın üzerinde en çok hikayesi olan onlardır. Üzüntüleri geçiştirebilir sevinçleri ise kırabilirler. Göz uçlarında saklanırlar bezen casus olur zihnin en girilemeyecek noktalarında çalışırlar.

Tüm bu çabaların tek bir sebebi vardır aslında. O da kapıların ardında kalmamaktır. Sorunların arasında kendini unutanların kapıları da kapanmaya her zaman hazırdır. Bu yüzden hayatın coşkulu yapısında önemli olan ritmin kaybedildiği anda yeniden sesi yakalayabilmektir. Ses aynı zamanda duyguların en önemli ihtiyacıdır. Ses olamayanlar yok olacaklardır. Böylece size karşı savaşmak zorunda kalırlar. İşte o kapıların arkasında böyle bir döngü vardır.

Bal ve Zehir

Verilen emeklerin yorgunluğu bezen bedeninizden çok ruhunuzu yorar ve gözyaşı olur. Durmak ya da yola devam etmek anlamsızlaşır. Zaman peşinizdedir insanlar çevrenizde düşünceleriniz ise bir gölge olur. Kendinize sormak istediğiniz soruların çoğu sesler arasında kaybolur.

Arayışınız yola devam etmek içindir yaptığınız hiçbir şeyin başka bir anlamı yoktur aslında. Sonra belli belirsiz bir düşünce gelir aklınıza. Kendinizi değersiz hissettiren her şeye karşı özünüzden gelen bir düşünce saçmada olsa size bir umut verir. Kâğıtlara bakarsınız temiz bir tane seçersiniz ve artık kaldığınız yerden devam etmenin vaktidir.

Her yolcu sırtında bal ve zehir taşır. Fakat kurgusu içinde ona ikisi de aynı gelir. Hayatı ona gösterdikleriyle ikisini de yedirir biri diğerini bastırır ve o farkında olmasa da kendi dengesini kurma eğilimindedir. Onların görevi yolcuya yoldaşlıktır. Yolcunun sırrı hareket etmektir ve hareket başarı için her zaman yeniden başlayabilir.

Sıcak ve soğuk

Tatlı bir söz ya da bir bakış insanı ummadığı bir noktaya getirebileceği gibi zehirli bir dilde pek çok canlar yakabilir. İnsanda ve evrende her şey sıcak ve soğukta saklıdır. Duygularınız olmasa ruhunuz ısınmaz ve keder olmasa yağmurlar yağmaz gönlünüze. Bir ipek gibi dokunmuş olan kâinata benzer insanın içi kaynağında buz ve ateş vardır. Kendisiyle olan mücadelesi de ondandır.

Dünyanın iki kutbu arasında esen rüzgârlar çeşitliliği yaratır. Çöller ve ormanlar zıt olsa da birbirlerini tanırlar. Onları da kavuşturan ve birbirine bağlayan nice olaylar örülür atmosferin altında. Sayısız insan çıkar karşına kimisi soğuk kimisi sıcak onları karşılamaya hazır mısın kendi dünyanda. Hazır değilsen ya ormana atarsın onları ya da çöllere tıpkı seni attıkları gibi. O yüzden kendi iklimini bilmeden girdiğin dünyalarda yaşamanda zorlaşır.

Hırsın ve nefsin sıcaktır kanaat ise soğuk kendi atmosferini dengeleyemezsen fırtınalar dağıtır kalbini toparlayamazsın. Kendi ikliminde insan barındıramıyorsan ne ya yarar makamın ya da insanlığın…


Bilinç, benlik, dönüşüm, algı ve farkındalık

“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”

Murat KOYUN

Düzenle