"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hiçlikte Yolculuk

Hayat denilen senaryonun titiz kaleminin altında binlerce yeni sayfa oluşuyor. İnsanları evlere kapatan kurgunun ölüm kalım savaşı bir yandan devam ederken evlerin içerisinde yaşananların da farklı yönleri ortaya çıkmaya başladı. Zalimlik içeren davranışlar, anlaşmazlıklar, konuşulmayı bekleyen sorunlar ve şiddet gibi pek çok şey şimdi ve yarın daha belirgin bir şekilde karşımıza çıkabilir. Hayatın karmaşasında kaybolup giden pek çok şeyde daha fazla göze batacak. Özel sektörün insanlık anlayışı ile ünlülerin evden neyi reklam yapabilirim arayışı hepimize farklı dersler verecek. Hayat senaryosu akıştaki vurdumduymazlığın önüne bir set çekerek olayların kontrastını arttırıyor aslında ve rahatsız edici boyutta insanların gözüne sokmaya hazırlanıyor. Binlerce sayfa var demiştim sizin de o sayfalara nasıl olasılıklar ekleyeceğinizi hayat mutlaka merak ediyor ve seçimlerinizin sonucunda etkilenecek olan olasılıkları kalemine alıyor ve iyilik kavramı kendini yeniden tanımlıyor…

bilinç, algı, dönüşüm ve psikoloji

Işığı göremeyen değil hayatın barındırdığıanlamları görmeyenler kördür şu hayatta ve tamamen akışa kaptırmışsa kendini engelli bir hayat yaşıyordur farkında olmadan. Çünkü bilincinde olmadığı bir bilincin işlediğini anlayamamak tüm duyularından da yoksun olmaktır. Değerlerin ucuzlatılıp hırsların ön plana çıkarılması herkesin birbirine karşı yaptığı en büyük hatadır. Bu yüzden herkes birbirini köşeye sıkıştırmaya çalışır ve bu zincirin hiç bozulmayacağını bilinlerde vardır. Şekillendirmeye çalıştığımız hayatlar ile yaşadığımız hayatların bukadar farklı yönde olmasının nedenide yine bunlara bağlıdır. Anlamı kavranamayan hayat ve hırs serbestçe dolaştığı sürece insanın daha pek çok karanlık kurguları yartacağı aşikardır.

Sabır

Sabır insanın ayarlaması gereken ve hassas bir dengeye sahip olan yapısıdır. Herkeste farklı miktarda ve farklı çeşitlerde bulunur. Sabırlı olmanın pozitif gücü nerde ve neye sabredeceğimizi doğru saptamakla elde edilebilir. Bunu saptamak için de hayatı çok iyi gözlemleyebilmemiz gerekir. Sabırsızlık durumunda hayatımızın kontrolü kaotik olay gelişiminin gidişatına kalır. Sabır kurgusal sürecimizi çözmemizi sağlayan en önemli anahtarlardan biridir aynı zamanda. Lakin fazla sabırda kontrolü yine gidişata bırakacaktır. Çünkü en yakınınızdaki insan bile siz sabrettikçe bu alanı sonuna kadar kullanmaya çalışır. Bu konuda dur demek için en çok zorlandıklarımız ise en değer verdiğimiz insanlardır. En değer verdiğimiz insanın bize bunu yapması ayrı bir kaotik sürecin etkisindedir. Tüm bunlar hayat hikayemizin sınama noktalarıdır. Bazen izin vermek bezende dur demek gerekir. İşte bu iki unsurun zamanlamasını yapabilen de yolunu bulmuş olur. Öz ile kurgu arasındaki mücadelede uyum bozulmuyor ve hayat muntazam şekilde devam ediyorsa bunun tek nedeni birbirlerine olan doğru sabrı gösterebilmelerindendir.

Kusursuz olmak

Kusursuz olmaya çalışmak insana hiç bir şey kazandırmaz sadece duvarlarını yükseltir. Fakat insanın duvardan çok köprülere ihtiyacı vardır çünkü yalnızlığı kuramadığı köprülerin azlığından kaynaklanır. Bununla birlikte yaşamımız kendi derslerini kusurlarımızın içine gizler ve o derslerden mahrum kalanlar büyüyemezler.

Unutmamak gerekir ki eksikliklerimizi bize hayat vermiştir onlar bizi ya iyinin yolundan yürütür ya da çok yönlü olan kötülüğe götürür. İşte ruhsal güzelliği görebilmek de bu sınavda verilen emekle gerçekleşir. Bu yüzden tamamlama yerine tam olanın hazzını yaşamaya çalışmak çok yönlü bir tuzaktan başka bir şey değildir. Size nedensiz gelen ve beğenmediğiniz zorlukların altında müthiş bir hazine yatmaktadır. Asıl kötü olan da bu hazineyi bulanların sayısının her geçen gün azalmasıdır.

Duygularınızın Rehberliği

Kapalı kapılar ardında kalan duyguların kendilerine ait pek çok alanı vardır. Görünürde yaşanmayan hayatların sebeplerini oluştururlar. Tutumları genelde kroniktir ve yerleşimcidirler. Bir masanın üzerinde en çok hikayesi olan onlardır. Üzüntüleri geçiştirebilir sevinçleri ise kırabilirler. Göz uçlarında saklanırlar bezen casus olur zihnin en girilemeyecek noktalarında çalışırlar.

Tüm bu çabaların tek bir sebebi vardır aslında. O da kapıların ardında kalmamaktır. Sorunların arasında kendini unutanların kapıları da kapanmaya her zaman hazırdır. Bu yüzden hayatın coşkulu yapısında önemli olan ritmin kaybedildiği anda yeniden sesi yakalayabilmektir. Ses aynı zamanda duyguların en önemli ihtiyacıdır. Ses olamayanlar yok olacaklardır. Böylece size karşı savaşmak zorunda kalırlar. İşte o kapıların arkasında böyle bir döngü vardır.

Bal ve Zehir

Verilen emeklerin yorgunluğu bezen bedeninizden çok ruhunuzu yorar ve gözyaşı olur. Durmak ya da yola devam etmek anlamsızlaşır. Zaman peşinizdedir insanlar çevrenizde düşünceleriniz ise bir gölge olur. Kendinize sormak istediğiniz soruların çoğu sesler arasında kaybolur.

Arayışınız yola devam etmek içindir yaptığınız hiçbir şeyin başka bir anlamı yoktur aslında. Sonra belli belirsiz bir düşünce gelir aklınıza. Kendinizi değersiz hissettiren her şeye karşı özünüzden gelen bir düşünce saçmada olsa size bir umut verir. Kâğıtlara bakarsınız temiz bir tane seçersiniz ve artık kaldığınız yerden devam etmenin vaktidir.

Her yolcu sırtında bal ve zehir taşır. Fakat kurgusu içinde ona ikisi de aynı gelir. Hayatı ona gösterdikleriyle ikisini de yedirir biri diğerini bastırır ve o farkında olmasa da kendi dengesini kurma eğilimindedir. Onların görevi yolcuya yoldaşlıktır. Yolcunun sırrı hareket etmektir ve hareket başarı için her zaman yeniden başlayabilir.

Sıcak ve soğuk

Tatlı bir söz ya da bir bakış insanı ummadığı bir noktaya getirebileceği gibi zehirli bir dilde pek çok canlar yakabilir. İnsanda ve evrende her şey sıcak ve soğukta saklıdır. Duygularınız olmasa ruhunuz ısınmaz ve keder olmasa yağmurlar yağmaz gönlünüze. Bir ipek gibi dokunmuş olan kâinata benzer insanın içi kaynağında buz ve ateş vardır. Kendisiyle olan mücadelesi de ondandır.

Dünyanın iki kutbu arasında esen rüzgârlar çeşitliliği yaratır. Çöller ve ormanlar zıt olsa da birbirlerini tanırlar. Onları da kavuşturan ve birbirine bağlayan nice olaylar örülür atmosferin altında. Sayısız insan çıkar karşına kimisi soğuk kimisi sıcak onları karşılamaya hazır mısın kendi dünyanda. Hazır değilsen ya ormana atarsın onları ya da çöllere tıpkı seni attıkları gibi. O yüzden kendi iklimini bilmeden girdiğin dünyalarda yaşamanda zorlaşır.

Hırsın ve nefsin sıcaktır kanaat ise soğuk kendi atmosferini dengeleyemezsen fırtınalar dağıtır kalbini toparlayamazsın. Kendi ikliminde insan barındıramıyorsan ne ya yarar makamın ya da insanlığın…


Bilinç, benlik, dönüşüm, algı ve farkındalık

“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”

Murat KOYUN

Düzenle