Menü Kapat

Hiçlikte Yolculuk

Kızgınlığın ve öfkenin son derece kaotik bir yapısı vardır. Bu yapı kişinin hem alt benliklerine hem de kendi yaşam yolculuğunun hikâyesine bağlıdır. Bu özelliğinden dolayı da çözümlenmesi zor ve dönüşü olmayan problemleri ortaya çıkarabilir. Kendi sorgulama sistemi olmayan ve eleştiriye maruz kalmayan benlikler öfke enerjisini benliklerinde biriktirebilir. Aynı zamanda hayat hikâyelerinde yaşamsal eğitimden uzak kalanların hayata olan kızgınlıkları da fazladır.

Bu durumda kişinin bu kaynakları nereden beslediğine bakmak gerekir. Benliğin ve hayat yolunun bilgiden uzak kalması beslendiği diğer konuların yanlış bir yapı oluşturması demektir. Bunun sonucunda da olumsuz duygular davranışa dönüşmek için zemin bulmuş olurlar. Aynı zamanda kendi içinde bir kısır döngü yaratarak toplum sağlığını da giderek bozan bir yapı meydana getirirler.

Kendimizi bilgiyle beslemenin yanında kendi değerlerimizi de gözden geçirmezsek yine olmaz. Çünkü bu seferde benliklerimize ait ego bizi ele geçirecektir. Bu yüzden kişi tüm bu basamakları çalışan bir sisteme bağlamalı ve kendi iç huzurunun denklemini formüle dökebilmelidir. Buda onun bakış açısını değiştirmesine ve genişletebilmesine bağlıdır.

Bal ve Zehir

Verilen emeklerin yorgunluğu bezen bedeninizden çok ruhunuzu yorar ve gözyaşı olur. Durmak ya da yola devam etmek anlamsızlaşır. Zaman peşinizdedir insanlar çevrenizde düşünceleriniz ise bir gölge olur. Kendinize sormak istediğiniz soruların çoğu sesler arasında kaybolur.

Arayışınız yola devam etmek içindir yaptığınız hiçbir şeyin başka bir anlamı yoktur aslında. Sonra belli belirsiz bir düşünce gelir aklınıza. Kendinizi değersiz hissettiren her şeye karşı özünüzden gelen bir düşünce saçmada olsa size bir umut verir. Kâğıtlara bakarsınız temiz bir tane seçersiniz ve artık kaldığınız yerden devam etmenin vaktidir.

Her yolcu sırtında bal ve zehir taşır. Fakat kurgusu içinde ona ikisi de aynı gelir. Hayatı ona gösterdikleriyle ikisini de yedirir biri diğerini bastırır ve o farkında olmasa da kendi dengesini kurma eğilimindedir. Onların görevi yolcuya yoldaşlıktır. Yolcunun sırrı hareket etmektir ve hareket başarı için her zaman yeniden başlayabilir.

Sıcak ve soğuk

Tatlı bir söz ya da bir bakış insanı ummadığı bir noktaya getirebileceği gibi zehirli bir dilde pek çok canlar yakabilir. İnsanda ve evrende her şey sıcak ve soğukta saklıdır. Duygularınız olmasa ruhunuz ısınmaz ve keder olmasa yağmurlar yağmaz gönlünüze. Bir ipek gibi dokunmuş olan kâinata benzer insanın içi kaynağında buz ve ateş vardır. Kendisiyle olan mücadelesi de ondandır.

Dünyanın iki kutbu arasında esen rüzgârlar çeşitliliği yaratır. Çöller ve ormanlar zıt olsa da birbirlerini tanırlar. Onları da kavuşturan ve birbirine bağlayan nice olaylar örülür atmosferin altında. Sayısız insan çıkar karşına kimisi soğuk kimisi sıcak onları karşılamaya hazır mısın kendi dünyanda. Hazır değilsen ya ormana atarsın onları ya da çöllere tıpkı seni attıkları gibi. O yüzden kendi iklimini bilmeden girdiğin dünyalarda yaşamanda zorlaşır.

Hırsın ve nefsin sıcaktır kanaat ise soğuk kendi atmosferini dengeleyemezsen fırtınalar dağıtır kalbini toparlayamazsın. Kendi ikliminde insan barındıramıyorsan ne ya yarar makamın ya da insanlığın…

Simya merdiveni

Geçmiş ve gelecek arasında meydana gelen kırılmalardan sonra elinize pek çok ucuz zaman dilimi geçer. Simya merdivenine göre içsel enerjinizi bu zamanlarda tamamlamanız gerekir. Simya merdiveni ruhunuzu ve zihninizi temizleyen ve sıfırın enerjisine göre size yenileyen sistemdir. Siz fark etmeseniz de yaşanmışlıkların yükünü üzerinizde taşımaya devam edersiniz. Her insanın bu yükten kurtulmasını sağlayan bir şifre vardır. Bu şifre belli aşamalardan geçtikten sonra bulunabilir. Her şifa metodu ya da çalışma herkesin üzerinde aynı etkiyi göstermez. Bu yüzden öğretiler her zaman aşamalara bölünmüş ve bireysel çalışmaya göre şekillenmiştir. Bilgilendirme çalışmaların dışında derinlemesine yapılacak olan çalışmalar kişisel formda ve belli bir sistematiğe göre düzenlenmelidir. Merdivenin her basamağında dünyevi ve maddesel zincirlerden kurtulmak gerekir. Etrafınızı sarmış olan görüntünün ayrıntılarını bu şekilde görmeye başlayabilirsiniz. Buda sizi her seferinde bir sonraki anahtara götürecektir.

Konuşmak…

Konuşmak etkili bir terapidir sadece güven duygusunun eksik olmaması gerekir. Manevi ihtiyaçlarımız olan duyguların pek çoğunu paylaşarak yaşarız. Karşılıklı güveni tam olan bir konuşma aynı zamanda mükemmel bir paylaşım deneyimidir ve içinde her tür duyguyu barındırabilir. Günümüzde insanları suskunluğa iten pek çok nedenin bir arada olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Örneğin Sosyal ağlar insanları iletişim kuruyorum hissini yaratarak yanıltır. Kişi paylaşımların tatmin duygusu ile yetinmek zorundadır. Ayrıca hiç bir duygu yada ortak bir paylaşımda sağlayamazlar. Çıkarlarımızda konuşmalara yoğun bir oto sansür uygulayarak güven hissini köreltir ve duygusal paylaşımı imkansız hale getirir. Tüm bu baskı unsurları gönül rahatlığı ile konuşmayı kişinin aile ortamında bile yapılamaz hale getirir ve sonunda ruhsal dengemiz bozulmaya başlar. Düzenli ve güvenli konuşma ve sohbetler kişiyi her türlü kötü duygulardan koruyabilen bir enerji yaratır. Bunu her gün görüştüğüm simya eğitimi alan öğrencilerimde de görüyorum.

Dinlemek…

Konuşabilmemiz karşımızdaki dinleyiciye bağlıdır. Her ne kadar herkes konuşmaya daha hevesli olsa da başarılması gereken şey önce dinleyebilmektir. Dinleyebilen sayısının azalması ise günümüzdeki iletişimsizliğin en temel sebebidir. Her hangi bir öğretide bile dinleyebilen sabrı ve anlama kapasitesi kişinin kendisini geliştirebilmiş olmasıyla da yakından ilgilidir. Dinlemek zor bir eylemdir. Çünkü dinleyen karşısındakinin anlatımına cevap vermeye ve anlamaya çalışır. Gerçekten dinlemiyorsa karşısındaki kişinin zihninde negatif kodlanır. Aynı zamanda iyi bir dinleme en iyi konuşma yöntemidir. Karşımızdaki insan anlaşıldığını hissediyorsa zihninde bizi çok iyi konuşan biri diye kodlayacaktır. Yaşamınız içerisinde çevrenizi, havayı, doğayı dinlemeye çalışın bu karşılaşabileceğiniz en iyi öğretidir. Çünkü dinlemek hislerinizi çalıştırır ve onları kuvvetlendirir. Kendinizi dinleyin çoğu zaman problemlerin çözümünü size fısıldıyordur ama siz kendi sesinizi duymuyorsunuzdur.

“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”

Murat KOYUN