"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hayat Ağacı Rehberlik

Her birimiz bir yerde birilerin kurmuş olduğu bir ailenin içinde gözlerimizi açıyoruz hayata. Böylece yaşam kurgumuz başlamış oluyor. Fakat bu yer insanın düşüncelerine ne kadar etki etse de onun hayat yolunun toptan belirleyicisi olamıyor. Kendimizin daha etkili olduğu konusunu da zaten herkes biliyor ama asıl mesele kendimizde ve çevremizde gelişen rollerde bitiyor. Kimileri sadece havadislerle dolu oluyor kimisi bize bir şeyler gösteriyor ya da fırsat veriyor. Kimisi ise hayatımızı değiştiriyor. İşte tüm bu akış içinde gelip giden roller ve onların benlikleri bizim hayat kurgumuzun hem kendisini hem de algımızı inşa ediyor. Kimileri anahtar kimileri ise kapı oluyorlar hayatımızda. İnsanın en zor ikilemi olaylardan mı yola çıkmak yoksa insanlardan mı şekline dönüşüyor. İşte tüm bunlar kurgunun ince sicim gibi yapısının derindeki noktalarını oluşturuyor.

Kim kandırdı seni…

Seçimlerinin içindeki izleri takip edebilmenin farklılığını hissedebildin mi? Kendini suçladığın o anıların içinde seni çeken girdabın geçmişle perdelenen hislerinden başkası değil. Sürpriz sonlu bir filmin sonunda oyunun başkahramanı kendin mi çıkacaksın. Ya da perdelerin arkasında hiç görülmeyenin peşinden mi gideceksin. Gölge ile ışığın ayrımındaki dünyaların sonsuzluğu içinde kaç tekrar daha yaşaman gerekli. İki durak var hayatta korkularının hangisi bu yolculuğunda özgürlüğünü hissetmemene değecek. Bunlar anlamsız görünse de hayat bu derinlikte akmaya devam edecek…

Çekim Gücü

Dünyada niyetlerimiz üzerine pek çok sistem geliştiriliyormuş gibi görünse de çoğu birbirinden uzağa gidemiyor ve hepsinin odak noktası istek üzerine kurulmuş bir durumda. Hayatımız için dilek, istek ya da duaların hayatımızın kurgusu üzerindeki gerçek etkisini görebilseydik zannediyorum ki bu kadar bilinçsizce oluşturulmuş sistemlerin içerisine giremezdik. İnsan hayatına çekeceği konuları zihniyle belirleyebilse bile bunun kontrolü ve bize hizmet eder konuma gelmesi hayatın kendi kaotik düzleminde zor ve tehlikelidir. Bol keseden paylaşılan ve yapılmaya çalışan bu tür çalışmalar, sonucu belli olmayan pek çok kurgusal durumu hiç istemeden başlatabilir. Öğretilerin yolculuğu içinde istek gerçekleştirme ve şunu yap olur mantığı hiçbir zaman yoktur. Onlar insanın mana varlığına hitap eder ve hayatı yorumlama gücünü yükseltebilir. Kişinin hayatıyla ilgili mücadele etme potansiyeline yardımcı olabilir. Daha ilerisi için ise göze alınması gereken pek çok şey vardır.

Öğrenmeli İnsan

Önce aydınlık ile karanlığın içinden geçerken renkleri görebilmeyi öğrenmelidir insan. Kendi meşrebinin nasıl şekillendiğini keşfetmeli ve nedenlerinin peşine düşmelidir. Bir taşın sertliği ile kumun yumuşak halini mutlaka anlar fakat ikisinin yapı taşının aynı olduğunu ve aralarındaki özelliğin farkını da bulabilmelidir. Abdal ile münzevinin ortasındaki sessizliğin dilidir ömür, onu nasıl yaşayacağı ile ilgili bir görüşe sahip olması gerekir. Kuşku ile emin olmanın kapısını geçmeli ve bir dilim ekmek ile bir kaşık balın değerini bilmelidir elbette. Zamanı anlamasa da geçmişin tuzaklarını görmeli geleceği inşa ederken de önünde hangi kapının açılacağına endişe etmemelidir insan.

Basamaklar

En üst basamağa tırmanmak en alt basamağın başlattığı dizilimin sonucunda gerçekleşir. Bu her ne yapıyor veya neyle uğraşıyorsak hepsi için geçerlidir. Maddi ya da manevi bu dizilimin önemli noktası bize uzak görünen şeylerin her zaman ulaşılabilir olduğuna inanmaktır. Üst basamaklara doğru yapılan yolculuğun negatif yöndeki köklere de gitmek olduğunu unutmak sonrasında başa gelen durumların bilinmezliğini oluşturur. Hayat konular arasındaki zincirlemeyi kesintisiz bir şekilde yansıtmaya devam edecektir. Sürekli kısıtlamayla karşılaştığımız şu dönemde anladık ki zihin ve ruhsal özgürlük kendine ne kadar alan bulabiliyorsa insan o kadar dayanma gücüne sahip oluyor. Basamaklar bile her defasında kendi şartlarını değiştirebiliyor. Bu yüzden yolda değişimi anlamak, kabul etmek ve olay odaklı olmamak önemli olan ilk avantajdır.

Görebilmek

BÜYÜK ve karmaşık durumların içindekini görmeyi bir kenara bırakıp basit ve sadeliğin içindeki sırrın merkezine düşmeye çalışın. Bırakın sıkıntılarınız o sadeliğin çatlakları arasından akıp gitsin. Hayatın kurgusunda insanı yoran tonlarca şey olsa da ona yardımcı olacak güçler her zaman yanımızda olmak için fırsat kollar yeter ki kişi bunun farkına varabilsin. Elbette söylenenle yaşananlar arasında dağlar kadar fark vardır. Fakat söylemin varlığı yaşanabilecek olanların mümkün olmasından dolayıdır. Gerçeği görmek kolaydır zor olan onu izlemek ve dengeyi bozmamaktır. Huzur sadeliğin içindeki yalnızlığı yaşaya bildikten sonra yüzleşip ortaya dökülen şeylerin izini takip eder.

Kişilik Devrimi

En zoru kendi kişiliğinde devrim yapmaktır. Bu zamana kadar aldığın kararların peşini bırakmak ya da onları değiştirmek hayatının tümünde bir dalgalanma yaratır. Bütüne karşı bir dönüşümden bahsetmekte ancak bu şekilde olabilir. Kendi gücünü keşfederken sınırlarına ulaşmaman zaten imkânsızdır. Bunun için kendini zorlamaktan sakınmamalısın. Hayattan istenilen şeyler çok farklı oluşumları da beraberinde taşıyacaktır. Olumlu durumlar olumsuzlarla birlikte bir esere dönüşecektir. Problemlerin çözümünde kapılar bilmediğin dünyalara açılır. Bir zaman sonra sıkışmanın nedeni o dünyalarda yaşamayı bilmemenden kaynaklanır. Bu yüzden farklı dünyalara açık olmalısın. Haklılığını değil yolunun doğruluğunu önemsersen sonuçta kazanırsın.

Anlamak ve Anlaşılır Olmak

Hisleri anlamaya çalışmak en büyük yanılgıdır. Hisler hiçbir zaman sabit bir görünüm vermezler fakat hareketsiz görünerek insanın duygu durumuna yüklenmemeye çalışırlar. Ruhsal dünyamızla zihnimiz arasındaki en önemli filtrede aslında budur. Çünkü sürekli değişen hislerin gün içinde yaratacağı yoğunluk insanda pek çok probleme dönüşebilir. Hisler aynı zamanda hayatla insan arasındaki en büyük alışverişi yürütmeye çalışırlar. Böylece hayata bağlanır ve kendi varlığımızı devam ettirme yetisiyle donanırız. Hislerimizi anlamaya çalıştığımızda belleğimize kazınan duyguların ve geçmişimizin gölgesiyle savaşmayı bilmemiz gerekir. Aksi halde bin bir olasılık içerisinde nerelere varacağımızı ve hangi duygu durumuna saplanacağımızı anlamadan yanlış yanılsamalara doğru yol alırız…

İki yol…

İnsanın kalbine hücum eden duyguların derdi onun canını sıkmak değil ona yol göstermektir. Yıllarca yanında yaşadığınız insanların en değerli yanı onu hakkıyla keşfedememenizde gizlidir. Hayat ise duygularla keşfi birleştirmek için çaba sarf eder lakin bunu anlamak sadeleşmiş bir idrak gerektirir. Tabi ki hayat anlamanız ya da anlamamanızla ilgilenmez. İki yol sunar ve başınıza gelen her şeyin hükmünü sabitler fakat idrakin vereceği yöne karışmayacaktır. Mümkünlerin durağı ile imkansızın evi karşılıklıdır. Bu yüzden hayat tüm sırlarını ortada kalan yolun üzerine dizmiştir….


“Yazıların Tüm Hakları Saklıdır”Murat KOYUN